İşhan
Kilisesi'nin yıllarca toprak altında bulunduğu ve Selçuklu döneminde
bulunarak onarıldığı ilgili kaynaklarda yer alıyor. Köylüler ise
kiliseyle ilgili bir takım enteresan hikayeler anlatıyor. En çok bilinen
ve anlatılanlardan birisi ise şu: Selçuklu hükümdarı Alaattin
Keykubat'ın elçisi Veliddin Ağa, bölgede bulunan Livana ve Tavusker
kalelerinden vergi almak için gönderilir. Veliddin Ağa, İşhan Köyü'ndeki
tarihi kiliseyi görür ve buranın üniversiteye dönüştürüldüğünde halkın
kendilerine bağlanacağını Keykubat'a önerir.
Alaattin Keykubat,bir sonraki sene
Keyrüsrev Ağa'nın başkanlığındaki bir grubu, kiliseyi onarması için
İşhan'a gönderir. Kilisenin onarımı 8 yıl sürer. Bu sekiz yıl içerisinde
büyük bir isyan çıkar ve Keyhüsrev Ağa görevden alınır. Kilisenin
onarılması görevini bu kez bölgedeki kale beylerinden birinin kızı olan
"Elen" üstlenir. Elen'in güzelliği dillere destandır. Bir gün,
kendisiyle evlenmek isteyenler arasından seçim yapmak için bir yarış
düzenler. Elen,yarışmacıların kiliseden 2 km uzaklıkta bulunan
mezarlıktan bir ok atacaklarını, kilisenin üstünden aşıran kişiyle
evleneceğini, aşıramayanların ise okun düştüğü yerde öldürüp, oraya
gömüleceğini söyler. Güzel Elen ile evlenme hayali, birçok delikanlıyı
bu yarışa çeker.
Ancak birçoğu oklarının düştüğü yerde
öldürülür. Gençler arasından birinin attığı ok tam kilisenin üstüne
düşer, o da kiliseye gömülür. Şu anda kilisenin önündeki ardıç ağacının,
oku kilisenin üzerine düşen bu gencin gömüldüğü yerde biten ağaç olduğu
da söylenir. Oku kilisenin üzerinden aşırmayı başarabilen tek kişi ise
bir Türk genci olan Şerif Bey'dir. Ancak o da, oku attıktan sonra
heyecanla atını hızlı koşturup,bir ağaca çarpıp ölür. Şerif Bey'in
gömüldüğü yere Ramazan ayının 27.gecesi ışık düştüğü söylentileri
yayılır. Bu olaydan sonra Elen kilisenin onarımında görev yapan Yahudi
bir ustaya âşık olur. Ancak Yahudi usta da, kilisenin onarımı sırasında
üzerine düşen bir taşın altında kalarak can verir. İşte tüm bu
olaylar,tarihi İşhan Kilisesi'nin "Kanlı Kilise" olarak anılmasına sebep
olur.
DÖRT KİLİSE
Tekkale (Dört Kilise) Manastırı
Tekkale (Dört Kilise) Manastırı
Günümüze
kadar ulaşabilmeyi başarmış Tekkale Manastırı, köyün mezrasında,
yerleşim yerlerinden uzakta bulunmaktadır. Manastır, 9.yüzyıl sonunda
Bağrat Krallığı tarafından yapılmıştır
. Çok karışık bir yapıya
sahiptir.Tekkale Manastırı,kilise,seminer odası,trapeza ve bu yapı
grubunun güneydoğusunda ayrı bir yapı olarak inşa edilen şapelden
oluşmaktadır. Zaten kiliseye dört kilise de denmesinin sebebini bir
önceki cümlemde bahsettiğim ayrı dört yapıdan oluşuyor olmasından
kaynaklandığını düşünüyorum (doğru olmayabilir, araştırıp doğru olup
olmadığını en yakın zamanda buraya yazacağım). Manastır, 16.yüzyıldan
sonra işlevini yitirmiş ve terk edilmiştir. Tekkale Köyü'nün 7km
kuzeyinde , Yusufeli ilçe merkezine 14 km uzaklıkta bulunmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder